Her şey o kadar hızlı gelişti ki; Çapamarka'nın Tuus'u
aldığını duymamızla mekanın Longtable adı altında
bambaşka bir konsepte bürünmesi neredeyse eş zamanlı
oldu. İstanbul'un klasikleşme yolunda ilerleyen
nefis bir restoranı kayıplara karışırken, eğlencesi
garantili yepyeni bir Çapa ürünü karşınızda.
Dekorasyonda yine Mahmut Anlar imzası var; kitsch'likten
It's a Joke kadar nasibini almamış olsa da eklektik
tarzı ve şaşırtan detayları daha kapıdan adımınızı atar
atmaz –hatta henüz atmadan- kimin elinden çıkmış
olduğunu belli ediyor. Kristal kadehlerle donatılmış cam
duvarın ortasındaki yanına kadar yaklaşmadan açılmayan
sensörlü ahşap kapıdan girip, uzun barın –yani 'long
table'ın- ortasından geçen podyum boyunca yürüyüp
masanıza ulaşıyorsunuz. İçerisi ilk bakışta koyu
renklerin hakim olduğu, şık ve hatta ağır bir havaya
sahip gibi gelse de barın üzerindeki atlı karınca atı,
siyah ışık altında mosmor parlayan beyaz kuyruklu
piyano, duvar boyunca dizili ışıklandırılmış kristal
bardaklar, havalandırma borularının geçtiği tavandan
sarkan onlarca kristal avize ve inci dizisi gibi
ayrıntıları barındıran ve keşfedilmeyi bekleyen yeni bir
oyun alanı.
Piyano süs değil; Pazartesi hariç her akşam 21.00-23.00
arasında canlı Soul Müzik var. Onun dışında arka planda
Latin Jazz ve Smooth Jazz çalıyor. Gelelim burayı yazın
reytingi en yüksek mekanlarından yapacak özeliğine;
harika bir terası var. Manzarası yok, ama eksikliği
hissedilmiyor. Ortancalar, tavanı saran asmalar ve diğer
bitki türleriyle terastan çok gizli bir bahçeye
benziyor. Kırmızı ışıklandırılmış bar, farklı tarzlarda
masa, sandalye ve koltuklar, dev bir kristal avize, dev
koyun bibloları, Yunan tarzı mermer heykeller, duvara
asılı Playboy posteri ilk bakışta dikkati çekenler.
Kadın çalışanların tümü Pulp Fiction'da Uma Thurman'ın
taktığı siyah küt peruktan takıyor.
Yemek öncesi aperatif içme alışkanlığınız olsun olmasın,
bar menüsüne mutlaka bir göz atın. Hepsi birbirinden
ilginç 12 çeşit mojito, beş çeşit şampanya kokteyli, beş
çeşit whiskey kokteyli ve 21 çeşit martini var. Yanında
tarçın serpilmiş limon sorbeyle servis edilen Absolut
vanilya, lychee likörü, safran ve tarçınlı şurup
karışımı safranlı martini tatlı içkileri sevenleri ilk
görüşte tavlayıp yazın bir numaralı içkisi olacak gibi
gözüküyor. Kokteyller arasında kendinizi kaybetmeden bir
sonraki aşamaya geçebilirseniz yine iddialı bir yemek
menüsü sizi bekliyor. Özel üretim dry age etler ön
planda; dana madalyon, dana incik, New York steak, 23
çeşit baharatla tatlandırılmış ribeye steak, süt dana
pirzola, T-bone steak, Brezilya şiş ve Joke imzalı mini
burger. Kırmızı ete alternatif birkaç çeşit tavuk ve
balığa da yer verilmiş. Salatalar, pizzalar, makarnalar,
başlangıçlar (keçi peynirli baklavayı mutlaka denemenizi
öneririz) ve zengin carpaccio menüsü dışında şarküteri
ve peynir çeşitleri de var. Sunum, lezzet ve porsiyon
miktarları ideal.
Rezervasyonsuz yer bulmak neredeyse imkansız, önleminizi
alın ve bir an evvel Longtable ile tanışın.